İlk Yardım

TANIMLAMA

Bir yabani hayvana müdahale öncesi yapılacak ilk iş o hayvanın türünü tanımlamak ve türe özgü özelliklerini göz önünde tutarak müdahalede bulunmaktır. En önemlisi o hayvanın doğal yaşamındaki beslenme özelliklerinin bilinmesidir. Bir hayvanın doğru beslenmesi tedavi ve bakım süresi açısından çok önemlidir. Örneğin bir şahinle bir kuğunun beslenme özellikleri birbirinden çok farklıdır. Barındırma açısından da tanımlama çok önemlidir. Yırtıcılarla diğer türler bir arada tutulmamalıdır. Yırtıcılarda da gececiller ile gündüzcüller ayrı tutulmalı ayrıca bireyler arasındaki boyut farkı da dikkate alınmalıdır.

Karaboyunlu batağan
ZAPT VE TUTMA

Hastanın ve onu tutacak olanın güvenliği büyük öneme sahiptir. Hasta kuşun kemik ya da yumuşak dokularında zorlanma sonucu travmaya sebep olmamak için son derece nazik davranılmalıdır. Yabani bir hayvanı tutarken dikkat edilmesi gereken en
önemli nokta mümkün olduğunca strese girmesini önlemektir. Aksi halde hafif bir yarası olan hayvan bile aniden hayatini kaybedebilir. Ses ve ışık gibi irkiltici etkilerden uzak tutulmaya çalışılmalıdır. Hem hayvan hem de tutan kişi için güvenlik ön planda olmalıdır. Yırtıcı kuşların gagalarından çok pençeleri tehlike oluşturmaktadır. Bunun yanında balıkçılların gagaları ve memelilerin diş ve boynuzları tutan kişi için risk oluşturabilir.
Öncelikle kuşlarda sternum ( döş ) kemiğine baskı yapılmamalıdır. Hayvanların tutma ve kontrolü sırasında havlu ve benzeri materyaller çok ise yarar. Basta kuşlar olmak üzere birçok hayvani havlu yardımı ile yakalamak hem hayvanin hareketini kısıtlar hem de stresi azaltır. Kuşun üzerine havlu yerleştirildikten sonra başparmaklar ileriye bakacak şekilde kuş omuzlarından yakalanarak alınır, yana yatırılarak bacaklarının gövdeye yakın kısmından tutularak kontrol altına alınır.
Balıkçıl ve leylek türü kuşlar savunma aracı olarak gagalarını kullandıklarından başlarının örtülmesiyle rahatça kontrol altına alınabilirler. Kafataslarının başlangıç bölgesinden havlu ile tutularak kontrol altında tutulabilirler.
Kuşun gagasından ve pençelerinden korunabilmek için meşin eldivenlerin kullanılabilmesine karşın, elin duyarlılığının kaybolmasına sebep olmalarından ötürü hareketlerin daha sertleştiği ve kuşa zarar verebilme olasılığının olduğu göz ardı edilmemelidir.
Tüylerin kaybedilmemesi çok önemlidir. Çünkü birincil ya da kuyruk tüylerini kaybetmiş bir kuşun uçabilmesi çok zordur. Bu tüylerin yerine gelmesini beklemekte kuş için ayrı bir zaman kaybı demektir.
Kırık durumu olan hayvanlarda kırık kemiğin olduğu kanat veya bacağın vücuda tespiti son derece önemlidir. Aksi halde hareket eden kemik uçları etrafındaki doku ve damarlarda çok daha fazla tahribata neden olacaktır. Bu da tedavi şansını azaltacak ve ayrıca hayvanın çok daha fazla ağrı duymasına neden olacaktır.

Baykuş muayene Yavru vaşağa müdahale

MUAYENE

Muayene yapılacak yerde hayvanın bulunduğu kutusundan çıkarılması sırasında kaçması halinde kendine zarar verebileceği tüm eşyalara, kapı ve pencerelere dikkat edilmelidir. Ortamın mümkün olduğunca loş olması sağlanmalıdır. Taşıma sepetinden çıkarılacak hayvan tutma ve zapt kısmında anlattığımız şekilde ele alınmalıdır. Ancak hangi türde olursa olsun kuşların ağızlarını bantlamak son derece yanlış bir uygulamadır. Kuşlarda ter bezi yoktur ve vücut sıcaklıklarını ağız açarak solunum yapmak suretiyle sağlarlar. Gagası bantlanmış bir kuş bunu gerçekleştiremez ve bu durum ölümcül sonuçlara neden olabilir.
Tanımlama kısmında bahsettiğimiz hayvanın türü tanımlamak ve türe özgü özelliklerini bilmek muayenede de önemlidir. Hayvanın hangi koşullar altında, ne zaman ve nerede bulunduğunun bilinmesi bize teşhiste yardımcı olacaktır. Örneğin göç döneminde bulunmuş ve göçmen olduğu bilinen bir kuşun sorunu çoğunlukla yorgunluk ve sıvı kaybına bağlıdır. Ayrıca bazı hayvanları türe özgü özellikleri hastalık bulgularıyla karışabilir. Örneğin yılan kartallarının ağız mukozası mavi renktedir, bu görünüm diğer hayvanlarda siyanoza işarettir.
Muayene sırasında bazı türlere özgü temel bilgiler faydalı olacaktır.
Vücut Sıcaklıkları;
•    Kuşlar genel                           40 C
•    Ötücü kuşlar                           40-41 C
•    Su kuşları                               39-41 C
Doğal ortamında insanlar tarafından yakalanabilen tüm yabani hayvanlar bir hastalığa sahiptir. Buna istisna bacağını, kanadını ya da boynuzunu ağ ya da tellere sıkıştırmış hayvanlardır. Sakince sıkıştırdığı yerden kurtarılırken genel olarak durumu da gözlenir. Genel durumu iyi ve belirgin bir yarası da yoksa doğaya salınır.
Hastalıkları kısa ve uzun süreli olarak sınıflandırabiliriz.
Uzun süreli hastalıklar; kemik kırıkları, ciddi yaralar, enfeksiyöz hastalıklar, petrol kirliliği, zehirlenmeler sayılabilir.
Kısa süreli hastalıklar; yorgunluk, açlık, yuvayı erken terk eden yavrular, soğuk çarpması ve küçük travmatik yaralar sayılabilir.
Her iki durumda da hayvana acil müdahale gereklidir.
Hasta bir hayvan insanlar tarafından bulunana kadar geçen sürede beslenememiş, sıvı ve enerji kaybetmiştir. Özelliklede kuşların metabolizmaları diğer türlere çok daha hızlıdır ( tavuk kalp atım sayısı 250-300/dakika, tavşanın kalp atım sayısı 120-150/dakika ) ve açlığa karşı daha dayanıksızdırlar. Hayvanlarda sıvı kaybı sonucu dehidrasyon ve enerji kaybı sonucu da hipotermi oluşabilir.

DEHİDRASYON VE SIVI TEDAVİSİ

Sağlıklı Bir Hayvanın Aldığı Tahmini Günlük Su Miktarı
1 kg                                            100 ml/kg
10 kg                                           50 ml/kg
100 kg                                         30 ml/kg

Sıvıyla beraber şeker, elektrolit ve protein kayıpları da karşılanmalıdır. Ancak öncelikle dehidrasyonun derecesini bilmek ve verilecek sıvı miktarını belirlemek gerekir.
Dehirasyon derecelerinin sınıflandırılması
Kuşlarda;
•    % 5 altı belirgin bulgular görülmez ama her yaralı kuşun bu miktarda sıvı kaybettiği düşünülür.
•    % 5-10, deri gergin görünür, ancak çekildiğinde çadır hali alır.Gözler donuk görülür.Ağız içi normal nemliliğinde görülmez.
•    % 10-15, ağız içi oldukça kuru, ekstremiteler soğuk, deri gerginliğini tamamiyle kaybetmiş, kalp atışları hızlı ve hayvan depresiftir.

500 gr ağırlığında ve % 10 oranında sıvı kaybetmiş bir şahin için sıvı tedavisi
Sıvı kaybı             %10*500 gr=50 ml
Günlük gerekli sıvı miktarı 50-60ml/kg
Günlük sıvı tedavisi
1.gün:  kaybın ½’si                      25 ml
gerekli                             30 ml
55 ml
2.gün:  kaybın ¼’ü                        12 ml
gerekli                             30 ml
42 ml
3.gün: 2. günün aynısı                   42 ml
4.gün:    gerekli                             30 ml

Bu sıvı tedavisi şu şekilde uygulanır;
Sıvı kaybı             %10*500 gr=50 ml
Günlük gerekli sıvı miktarı 50-60ml/kg
Günlük sıvı tedavisi                  55 ml ( 1.gün )
Bir seferde maksimum             10 ml/kg =5,5 ml ( Damar içi uygulama için geçerlidir )
Günde 10*5,5ml                     = 55ml

Sıvı Tedavisi 4 şekilde uygulanır.
•    Oral
•    Deri altı ( yalnızca veteriner hekim tarafından )
•    Damar İçi (yalnızca veteriner hekim tarafından )
•    Kemik İçi ( yalnızca veteriner hekim tarafından )

Oral Yolla Sıvı Tedavisi
Bu yolla sıvı tedavisi gavaj yöntemiyle yapılır. Bunun bize gerekli olan bir şırınga ve ucuna takabileceğimiz plastik bir hortumdur. Hayvanın boyutuna göre 2 ml-10 ml’ lik şırıngalar kullanılabilir. Plastik hortum olarak serum hortumu kullanılabilir ve şahin boyutunda bir hayvan için 10 cm boyutta yeterli olacaktır. Kuşlarda gagayı açtığımızda yemek borusu ve dilin sonlandığı noktada glottis denilen soluk borusu girişini görebiliriz. Bu uygulamada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta hortumu yemek borusuna doğru yönlendirmek ve soluk borusuna girmemektir. Soluk borusuna sıvı kaçtığında bu kuşlar için ölümcül olabilir. Hortumu yönlendirirken kursakta ( Baykuşlarda kursak yoktur ) kıvrılmamasına da dikkat etmek gerekir, kursağı da geçtiğimize emin olduktan yavaş bir şekilde sıvıyı verebiliriz. Kuşlar için sindirim sisteminin alabileceği maksimumu sıvı miktarı 25 ml/kg’dır. Bu miktarın aşılmaması gerekir.

Sıvı tedavisinde çok çeşitli karışımlar kullanılabilir.
Laktatlı ringer, %5Dekstroz, duphalyt gibi şeker, elektrolit ve protein içeren serumlar kullanılabileceği gibi eczanelerden insanlar için hazırlanmış karışımlarda temin edilerek kullanılabilir. Ayrıca kendimizde aşağıda ki gibi bir solüsyon hazırlayabiliriz. Kendi hazırladığımız solüsyonu 24 saatte bir yenilemek gerekir.
Oral Solüsyon;
1 tatlı kaşığı şeker
1 çay kaşığı tuz
1 litre ılık su
( foto 20 ) ( foto 21 ) ( foto 22 ) ( foto 23 )

BESLENME
Bir yabani hayvana müdahalede en önemli nokta onu doğru besleyebilmektir. Yanlış besin verilmesi onun durumunu daha da kötü duruma getirir. Doğal yaşamda ki beslenme alışkanlığının bilinmesi gereklidir. Doğal yaşamdaki gıdalarını bulamıyorsak bu gıdalara benzer besin değerine sahip mamalar hazırlayabiliriz. Doğal yaşamda etçil beslenen türler için protein ağırlıklı, otçul ve taneci türler içinde karbonhidrat ağırlıklı mamalar hazırlamamız gereklidir.

Genel olarak kuş türlerinin besinleri aşağıdaki gibidir;
Bahçe kuşları
-Tohumcullar ( serçe,florya ve saka…)
Kanarya ve muhabbet kuşu yemleri
-Böcekciller ( sinekkapan,kuyruksallayanlar,baştankaralar..)
Kurtçuklar, solucan, un ve meyve kurtları
Ağaçkakan, guguk, kırlangıç, ebabiller, sığırcık ve sıvacılar
Un kurtları
Kargagiller
Kuru kedi maması, küçük meyve parçaları ya da domates verilir. Eğer varsa bir tane yumurta verilebilir.
Güvercin ve kumrular
Mısır ağırlıklı tahıl karışımı ve grit
Yırtıcı Kuşlar
Et, deri ve kemik. Tavuk ve hindi eti, ciğer, vitamin ve mineral
Kuğu ve ördekler
Mısır kırması ve pelet yemler, vitamin ( Bu gıdalar su dolu bir kap içine konularak verilmelidir )
Su kuşları ve leylekler
Tavuk ve balık eti, vitamin B1  ( Bu gıdalar su dolu bir kap içine konularak verilmelidir )
Beslenmeyi reddediyorsa, un ve meyve kurdu bulamıyorsak aşağıda ki gibi bir mama hazırlayabiliriz,
Bir bardak yavru kuru köpek maması
Bir bardak su
Biraz kırmızı et
Bulunabiliyorsa çekirge ve benzeri böcekler
Bir çay kaşığının ucuyla vitamin kompleks mikserde karıştırılır. Bu karışım günlük olarak hazırlanmalı ve gün içinde de buzdolabında tutulmalıdır.
Yırtıcı kuşlar gibi bazı hayvanlar su ihtiyaçlarını yedikleri gıdadan karşılarlar. Ancak yinede tüm hayvanların önüne bir kap su koymak gereklidir ve suları günlük olarak değiştirilmelidir.

Puhu oral beslenme

YORGUNLUK, AÇLIK VE SOĞUK ÇARPMASI

Her hangi bir hastalık ya da yaralanma bulgusu göstermeksizin, yorgunluk ve açlık belirtilerine çoğunlukla göç dönemindeki kuşlarda rastlanır. Bunlar uzun göç yoluna yeterince beslenemeden çıkmış veya sert hava koşullarına maruz kalıp rotalarından sapmış kuşlardır. Bu hayvanlar açlık ve yorgunluğa bağlı olarak halsiz ve bitkin düşmüş halde bulunurlar. Genellikle kısa süreli bakım ve beslemeyle kendilerine gelirler ve göçlerine devam edebilirler. Öncelikle sakin kalabilecekleri bir ortama alınmalı, göç yolunda onlar için hayati öneme sahip olan tüylerine zarar gelmemesine çalışılmalıdır. İlk olarak sıvı ve enerji kaybına karşı gavaj yöntemiyle beslenir. Daha sonra türe uygun gıdalar önüne konularak kendi kendine beslenmesi sağlanır. Kendi kendine beslenmeyi reddetmesi halinde elimizle beslememiz gereklidir.
Yabani hayvanlar genelde soğuk hava şartlarına karşı dirençlidirler. Ancak yaz ve sonbahar dönemlerinde yeterli besin bulamamaları ve beslenememeleri kış aylarındaki dirençlerini etkiler. Sert kış koşullarında yiyecek bulamama, aniden bastıran soğuk hava koşulları, özellikle de nemli soğuk hava başta zayıf hayvanlara olmak üzere soğuk çarpmasına neden olur. Belirtiler lokal ve genel olarak ortaya çıkar. Lokal olarak bacaklar, parmak uçları gibi uzuvlarda donma belirtileri görülür. Özellikle kuşlarda bu bölgeler tüysüz olduğu için daha çok etkilenirler. Damarlardaki daralmaya bağlı olarak kan dolaşımında bozulma görülür. Dolaşım bozukluğu sonucu dokuların beslenememesi donmanın etkilerini hızlandırır ve artırır. Bu bölgelerde donmanın şiddetine göre donma yanıkları ortaya çıkar. Bu yanık bölgeleri mikrop kapmaya müsait olduğundan müdahale edilirken dikkatli olunmalıdır. Donmaya maruz kalan bölge antiseptikli ılık suya batırılabilir ya da üzerine antiseptikli ılık suya batırılmış gazlı bezle kompres yapılabilir. Daha sonra nazikçe kurulanıp pamuk bandaj uygulanabilir. Bandajın basınçlı olmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca ağrı kesici ve enfeksiyon riskine karşı da geniş spektrumlu antibiyotik uygulanabilir. Ancak kesinlikle kortikosteroit verilmemelidir.
Soğuktan etkilenen hayvanda genel olarak hipotermi şekillenir. Solunumda yavaşlama, bilinçsizlik ve bitkinlik belirtileri görülür. Hipoterminin tedavisinde eğer veteriner hekime ulaştırılabiliyorsa damar içi ılık sıvı verilebilir. Ayrıca saç kurutma makinesiyle tüm vücuda ılık hava uygulanabilir. Hayvan bir kutuya konup üzerine kızılötesi lamba gibi bir ısı kaynağı da yerleştirilebilir. Direkt ve yüksek ısı uygulamalarından kaçınılmalıdır. Bu tür bir uygulama doku hasarlarına yol açar. Her şeyden önce hayvanı bütünüyle ısıtılmış bir ortamda tutmak en iyisi olacaktır.

ÖKSÜZ YABANİ HAYVANLARIN BAKIMI

Öksüz Karaca
Öncelikle kuş yavruları yuvayı erken terk etme ya da yanlışlıkla yuvadan düştüklerinde etraftaki birçok tehlikeye açık hale gelirler. Düşmenin etkisiyle aldıkları darbeler sonucu yaralanabilirler. Yuvadan düşmüş bir kuş için ilk yapılması gereken düştüğü yuvayı bulup yerine koymaktır. Ancak yuvadan çok uzaklaşmışsa ve yuvayı bulma ihtimali yoksa bundan sonrası için özel bir bakıma ihtiyaç duyacaktır.
Yavru hayvanlara ebeveynlerinin sağladığı gibi sıcak bir ortam sağlamak gerekir. Sabit sıcaklıkta ( 32 derece) ılık bir ortam uygundur. Isı kaynağı olarak ampul kullanılabilir. Bu yavrunun bulunduğu kafesin tam üstünde olmalıdır. Ortamda meydana gelebilecek ısı kaybı yavrunun ölümüne neden olabilir. Bu yüzden ısı kaynağı sık sık kontrol edilmelidir. Yumurtadan yeni çıkmış yavrular içine kağıt havlu yerleştirilmiş bir margarin kabının içine konulabilir. Altlıkları sık sık değiştirilmelidir. Yavru bakımında hijyen kurallarına uymak son derece önemlidir.
Yavrularda beslenme çok önemlidir. Doğal yaşamda annelerinin yaptığı gibi kısa aralıklarla periyodik olarak yavrular beslenmelidir. Yumurtadan yeni çıkmış bir yavruyu 15 dakikada bir beslemek gerekebilir. Çoğunlukla birçok kuş yavrusu için un kurtları çok iyi bir besin kaynağıdır. Ancak bunu bulamadığımız takdirde kendimiz bir mama karışımı hazırlayabiliriz.

Bir bardak yavru köpek maması
Bir bardak su
Bulunabiliyorsa küçük çekirgeler ya da bir adet haşlanmış yumurtanın sarısı
Bir çay kaşığının ucuyla probiyotik toz
Bir çay kaşığının ucuyla vitamin kompleks mikserde karıştırılarak mama hazırlanır.
Mama günlük olarak hazırlanmalı, gün boyu buzdolabında tutulmalı ve yavruya oda sıcaklığında verilmelidir. Mama vermek amacıyla insülin enjektörü kullanılabilir. Mama akışkan olacağından soluk borusuna kaçmamasına dikkat edilmelidir. Mama verirken miktar kursak kontrol edilerek ayarlanır. Yavru beslendikten sonra gaga kenarında ve tüylerde gıda artığı kalmamasına dikkat edilmeli ve özenle temizlenmelidir.

KAFA TRAVMASI, KIRIKLAR VE YUMUŞAK DOKU YARALANMALARI

Ateşli silahlarla vurulma;
Her yıl birçok yaban hayvanı ateşli silahlarla yaralanmakta ya da ölmektedir. Hayvanlarda isabet eden saçma ya da kurşuna bağlı olarak bacak veya kanatlarda kırıklar, deri ve kaslarda yaralar oluşabilmektedir. Hayvanın oluşan yaraların verdiği acı ile sağa sola çarpması sonucu bu yaralar büyümekte hatta kırık kemik uçları deriden dışarıya çıkabilmektedir. Oluşan yaralarda meydana gelen kanamalar sonucu hayvan kısa sürede bitkin ve halsiz düşebilmektedir. Bu yaraların mikroorganizma etkenleri ile bulaşması sonucu ise enfeksiyonlar oluşabilmektedir.

Bina camlarına ve elektrik tellerine çarpma;
Türkiye önemli göç yollarına sahiptir ve her yıl bu göç rotalarında binlerce göçmen kuş geçmektedir. Bu göç güzergahlarında yerleşim yerlerinin bulunması bazı tehlikeleri de ön plana çıkarır. Bu tehlikelerden önemli bir tanesi de elektrik hatlarıdır. Her yıl birçok kuş bu hatlara çarparak yaralanmaktadır. Gece göç eden kuşlar için yüksek binalar ve gökdelenlerde önemli birer tehdittir. Bu binaların ışığına yönelen kuşlar binalara çarparak yaralanmakta ya da ölmektedir. Kuzey Amerika’da her yıl 100 milyon göçmen kuş bu şekilde binalara çarparak ölmektedir. Ayrıca, şehir ortamında yaşamaya uyum sağlamış gök doğan gibi yırtıcılar avlanma sırasında binalara çarparak yaralanabilmektedir.

Araç çarpmış karaca

Araç çarpması;
Şehirleşmenin giderek arttığı günümüzde bu şehirleri birbirine bağlayan otoyollarda artmakta ve bunların çoğu yaban hayvanlarının yaşam ortamlarından geçmektedir. Özellikle ağaçlık ve ormanlık alanlardan geçen otoyollarda başta yırtıcı kuşlar, karaca, geyik, kirpi gibi bir çok hayvan araç çarpması sonucu yaralanmakta ya da ölmektedir. İngiltere’de her yıl 10 milyona yakın kirpi araç çarpması sonucu yaralanmakta ya da ölmektedir. Türkiye’de de bu sayı oldukça yüksektir. Doğal yaşam alanlarından geçen otoyolların ve araç sayısının her geçen gün arttığı düşünülünce, araç çarpmasına maruz kalan yaban hayvanlarının sayısında artış görülmesi de kaçınılmaz olacaktır.

Kapanlara düşme;
Türkiye’de hala çeşitli amaçlarla yabani hayvanlara yönelik kapan ve benzeri tuzakların kullanılması yaygın olarak devam etmektedir. Ayı, kurt, tilki gibi hayvanların postları için, yaban domuzu, sansar ve su samuru gibi hayvanlar ise tarım zararlısı olarak görülmeleri nedeni ile bu kapanlara düşürülmektedir. Kapanlara yakalanan hayvanların deri ve kaslarında yırtılma ve kemik kırıkları oluşmakta hatta hayvanlar panikle çırpınmaları neticesinde kapana sıkışan uzuvlarını kaybedebilmektedir.

Kedi ve köpek saldırıları;
Türkiye’de birçok il ve ilçe belediyesi tarafından yerleşim alanlarından toplanan sokak köpekleri başta ormanlar olmak üzere yaban hayatı alanlarına bırakılmaktadır. Ayrıca evlerine aldıkları bu hayvanlara bakamayan köpek sahipleri de ormanlara bu şekilde köpeklerini bırakmaktadır. Bu alanlara salınan köpekler bir süre sonra açlığın da etkisi ile giderek vahşileşmekte ve bölgedeki yaban hayvanlarına saldırmaktadırlar. Bu saldırılara çoğunlukla kirpi, karaca, geyik gibi hayvanlar maruz kalmaktadır. Saldırı sonucu ya köpeklerin diş darbelerinden ağır yaralar alıp ölmekte ya da kovalamaca sırasında etraftaki ağaçlara çarparak hayatlarını kaybetmektedirler. Ayrıca köpek ısırığı sonrasında köpeklerin ağız florasında bulunan Pasteurella multocida adlı bakteri ısıran hayvana bulaşmakta, bunun sonucu olarak gelişen septisemiye bağlı ölümler meydana gelmektedir.
Yaban hayvanlarına yönelik evcil kedi saldırıları da sıkça meydana gelmektedir. Florya, iskete, baştankara gibi bahçe kuşları kedilerin başlıca hedefleri arasında yer almaktadır. Bunun dışında yabani kemirgenler, genç kakım ve gelincikler,yarasalar, yılanlar ve kertenkele gibi sürüngenler de bu saldırılara hedef olmaktadırlar. Bu saldırılar sonucu hayvanlar yaralanmakta ve oluşan yaranın büyüklüğüne ve derinliğine bağlı oluşan kanamalar sonucu ölebilmektedirler. Kedilerin tırnak ve dişlerinde bulunan Pasteurella multocida bakterisi de septisemiye neden olarak hayvanın ölümüne yol açabilmektedir. Bu tür saldırılara maruz kalan hayvanlara ilk 48 saat içinde müdahale çok önemlidir. Uygulanacak antibiyotik ve şok tedavisi ölüm riskini ortadan kaldırabilmektedir.

YUMUŞAK DOKU YARALANMALARI
KAPALI YARALAR
Küt darbeler sonucu meydana gelir ve deri üzerinde bütünlük kaybına neden olmaz. Bazen bu darbeler ve sonucunda oluşan hematomlar deri altında ezik ve şişlik olarak kendini belli edebilir.Bu tür yaralarda iç organlarda yırtılma ve iç kanama riski vardır. İç kanamaya bağlı oluşan kanamaya karşı acil müdahale gereklidir.
AÇIK YARALAR
Gözle görülebilir yaralardır. Yumuşak dokularda çeşitli etkenlerle bütünlüğün bozulması sonucu oluşur.
Oluşan yara sonucu kanama şekillenir. Kanama acilen durdurulmalı ve kan kaybı belirlenmeye çalışılmalıdır.
Kan kaybını 3 derecede sınıflandırabiliriz
1.Derece. % 10-15’lik bir kan kaybı söz konusudur. Hayati işaretlerde pek fazla değişiklik görülmez.
Hayvan uyanık
Mukoz membranlar pembe
Kapillar dolum zamanı iki saniye
Nabız normal
2.Derece. Orta derecede bir kanama şekillenmiştir. Hayati işaretlerde gözle görülür değişikler vardır.
Hayvan uyanık fakat sinirlidir
Mukoz membranlar soluk pembedir
Kapillar dolum zamanı iki saniyedir
Nabız zayıf
3.Derece.  Hayati tehdit oluşturan boyuttadır. Dolaşımdaki kanın % 30’u kaybedilmiştir.
Hayvan baygın ya da komatöz
Mukoz membranlar çok soluk veya beyaz
Nabız çok zayıf ya da alınamaz

Elimizde hiçbir malzeme ya da materyal yoksa kanama olan noktaya parmağımızla basınç yapabiliriz. Parmağımızı beş dakika kadar orada tutmamız kanamanın durmasını sağlayabilir. Yanımızda malzeme varsa kanamalı bölgeye gazlı bezle tampon yapabiliriz. Bölgeyi sargı beziyle bandaja alabiliriz. Kanayan alanda pamuk kullanmamak gerekir. Çünkü pamuk yara üzerine yapışır ve alınırken yara üzerinde oluşan kabuğu kaldırarak yeniden kanamaya neden olunabilir. Bu yüzden ılık antiseptikli ( rivanol vb.) suyla ıslatılmış gazlı bez ya da ped kullanmak gereklidir. Kanamanın durdurulmasında adrenalin, transamin, kalsiyum klorür, mannitol gibi damar daraltıcı özelliği olan ilaçlar ve K vitamini kullanılabilir.
Kanama kontrol altına alındıktan sonra kaybedilen kan sonucu düşen kan volümünü artırmak için damar içi gelofusin ve laktatlı ringer solüsyonları verilmelidir.
Yaralar kontamine olup olmadıklarına göre 4 tipe ayrılır
•    Temiz yaralar
•    Temiz kontamine yaralar
•    Kontamine yaralar
•    Enfekte ve kirli yaralar

Ancak yaralı halde bulunan yabani hayvanların yaralanmalarının üzerinden uzun zaman geçmiş olma olasılığı yüksektir. Bu yüzden yaranın kirli ve enfekte olduğu düşünülerek tedavi yapılmalıdır. Yarada bulunan yabancı cisimler ve ölü dokular temizlenmelidir. Steril ılık su, serum fizyolojik veya laktatlı ringer solüsyonu ile iyice temizlenir. Bunu yaparken 20’lik bir enjektör kullanılabilir. Enfekte yaraya antiseptik solüsyonlarda uygulamak gerekecektir. Ancak birçok antiseptik solüsyon sitotoksik ( hücrelere zarar veren ) etkiye sahiptir. Bu açıdan en elverişli antiseptik % 0,05’lik klorheksidin glukonattır. Ancak yara etrafının temizliğinde setrimit, oksijenli su, triklosan gibi antiseptikler kullanılabilir. Yara temizlendikten sonra ölü ya da damarsal bağlantısı kalmamış dokulardan temizlenir. Tüm bu işlemlerden sonra yaraya antibiyotikli pomad sürerek gazlı bezle pansumanı yapılır.
Genel antibiyotik uygulaması çoğunlukla ısırık yaralarında gereklidir. Bu tür yaralanmalarda yara pasteurella multocida ve staphylococci  türleriyle kontamine olur. Amoksisilin-klavulanat, trimethoprim-sulfanamit kombinasyonları ve sefalosporinler kullanılması faydalı olacak antibiyotiklerdir.

KIRIKLAR

Çeşitli etkiler sonucu kemik bütünlüğünün bozulmasıdır. Bu etkilerin başında ateşli silahlar, araç çarpmaları ve kapanlara düşmeler gelir. Kemiklerin bir bölümünde kırılma olabildiği gibi tamamıyla da kırılma olabilir. Tam olan kırıklarda ağrı, bölgenin şeklinde bozukluk, şişkinlik, anormal oynaklık, çıtırtı sesi ve sıcaklık hissedilir. Kırıklar açık ve kapalı olabilir. Ancak yabani hayvanlarda kırığın oluşumundan hayvanın bulunduğu zamana kadar geçen sürede hayvan panikle uçmaya veya koşmaya çalışır ve kırık kemik uçları bu zorlamalar sonucu deriden dışarı çıkar. Böylece sadece kırıkla değil bölgede oluşan yara ve enfeksiyon etkenleriyle de mücadele etmek gerekecektir. Kırıklarda erken müdahale çok önemlidir. Bir veteriner hekime ulaştırıncaya kadar kırık hattını stabilize etmek gereklidir. Böylece kırık kemik uçlarının etraftaki doku ve sinirlere daha fazla zarar vermesi önlenmiş olur. Özellikle kuşlarda kanat kırıklarında kanadı bandaja alarak gövdeye sabitlemek gerekir. Bunu yapamıyorsak bile en azından kırık kanadı hayvanın dışkılamasına engel olmayacak şekilde kuyruğa bantlayabiliriz. Kapalı kırıklarda da erken müdahale gereklidir. Aksi halde kapalı kırıklarda kemik uçları istenmeyen bir şekilde karşı karşıya gelerek kaynayabilmekte, bölgede kallus adı verilen yalancı kemik doku oluşumu sonucu tedavi güçleşmektedir.

KAFA TRAVMALARI

Çoğunlukla bina camlarına çarpma ve araç çarpması sonucu meydana gelir. Göç döneminde geceleri evlerin ışığına doğru yönlenen kuşlar bina camlarına çarpabilmektedir. Ayrıca içerisi karanlık bina camları dış ortamı yansıttığı için bölgede yaşayan kuşlar camları çoğunlukla fark edememektedir. Atmaca, çakır, ağaçkakanlar ve yalıçapkınları bu duruma en çok maruz kalan türlerdir. Memelilerde ise çoğunlukla neden araç ve bazen de tren çarpmalarıdır.
Travmanın etkisiyle kafatasında kırıklar oluşabilir. Beyin zarında kanamalar ve ödem meydana gelebilir. Oluşan kanama ve ödemin kafa içi basıncını artırması sonucu sinirsel semptomlar ortaya çıkar. Kafa travmalarında acil müdahale çok önemlidir. Kan dolaşımı ve oksijenizasyonun sağlanması hayati önem taşır. Öncelikle solunum yolları yabancı cisim, doku ya da kan gibi birikintiler yönünden kontrol edilmelidir. Sonrasında mekanik olarak oksijenizasyon uygulanmalıdır. Beyin dokularının oksijensiz kalmasının önlenmesi travmanın etkilerini önleyebilecektir. Hayvan sakin ve hareketsiz tutulmalı, boyuna manipulasyondan kaçınılmalıdır. Beyinde oluşabilecek ödemlere karşı anti şok terapi uygulanmalıdır.
Metilprednisolon                                                  30 mg/kg İ.V. 4-6 saat aralıkla
Deksamatozon   ( yavaş enfüzyon )                                           0.1 mg/kg  İ.V.
Mannitol                                                                                      0.5-2mg/kg İ.V.
İntravenöz sıvı uygulaması kan basıncını korumak açısından son derece gereklidir. Hayvanda normalleşme oluşana kadar yoğun bakım süreci devam etmelidir.
küçük orman kartalı salınırken

SALIVERME
Bunu belli kurallara göre yapmak gerekir. Hayvanı doğaya salmadan önce doğal alışkanlıkları hakkında yeterince bilgi sahibi olmak gerekir. Örneğin; gececil hayvanların alacakaranlıkta, gündüzcül hayvanların sabah erken saatlerde salınmaları gerekir. Göç sezonu üzerinden bir ay geçmiş bir kuşun salınması doğru olmayacaktır. Ayrıca hayvanın bakıldığı süre boyunca insanlara alışabilme olasılığı da akıldan çıkarılmamalıdır. Bir önemli hususta hayvanların salınma sonrası bir süre çevre koşullarına karşı hassas olacaklarından uygun iklim koşullarında salınmaları gerektiğidir. Sert hava koşullarının yaklaşmakta olduğu zamanlar tercih edilmemelidir. Çevreye uyum süreleri boyunca avlanma ve beslenme olasılıklarının düşük olacağını göz önüne alarak salma öncesi beslenmeleri gerekir. Kendilerine alan belirleyen türlerin salınmasında ayrıca özen göstermek gereklidir. Bırakılan alanın başka bireylerce sahiplenilmiş olması çatışmaya neden olabilecektir. Unutulmama  lıdır ki tüm zor koşullara rağmen yabani hayvanlar azımsanmayacak kadar çok hayatta kalma kapasitesine sahiptirler.

Ahmet Emre KÜTÜKÇÜ
Veteriner Hekimi

Leave a Reply